Kanalıma Hoş Geldiniz!

Genç Okur - İhtimâlcan

Salonda mandalina yiyerek televizyon izleyen babamın huzuruna çıktım ve büyük bir cesaretle “Baba, ben Youtuber olacağım” dedim. Mandalina kabuklarından küçük ölçekli bir dağ oluşturan babamın bakışları mandalinadan yüzüme doğru ağır ağır ilerledi. “O da neymiş öyle?” diye bir sual etti. Ben de anlattım.

Çevremdeki herkesin bir video kanalı vardı. Kimi oyun kimi de eğlence kanalı açmıştı. Üstelik bir şehir efsanesine göre herkes inanılmaz paralar kazanıyordu. Fenomen olmak için her şeyi deneyen arkadaşların bir kısmı hastanelik, bir kısmı karakolluk olsa da bu sevdadan vazgeçmiyorlardı. E herkes yapıyorsa ben niye yapmamayım? Benim canım patlıcan mı diyerek kolları sıvadım.

Para kazanmak, şöhret olmak çok cazip gelmişti. Kaliteli bir kamera ve mikrofon almak dünyanın parasıydı. Ben de cep telefonumun kamerasını ve kulaklığın mikrofonunu kullanarak videoculuk sektörüne giriş yaptım.

 

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihitimal:

“Arkadaşlar merhaba. Kanalıma hoş geldiniz. Bugün sizlere çamaşır suyundan slime yapacağım” diye bir giriş yaptım. Bu, yaptığım ilginçliklerden sadece biriydi. Bu videodan sonra birkaç hafta hastanede tedavi altına alındım. Kafayı yemiştim. Meşhur olmak için yapmayacağım şey yoktu! Dev bir dondurma mı yapmadım? Koca bir havuzu kolayla doldurup içine nane şekeri atıp ortaya çıkan manzarayı mı kaydetmedim? Sokak röportajı adı altında saçma sapan sorularla insanların günlerini mi berbat etmedim? Her türlü saçmalığı yaptım. Ama bırak zengin olmayı, video çekimleri için aldığım malzemelerin parasını bile çıkaramadım. Çok mutsuzum. Biri beni bu bataklıktan kurtarsıııııııııınnn!

Diğer ihtimaller ve yorumları Genç Okur’un Aralık 2017 sayısında…