Camisiz Bir Hayat Düşünülebilir mi?

Genç Okur - İşin Doğrusu

Ali Bağcı / İşin Doğrusu

 

Ezan vakti girdiğinde ortaya çıkan o muhteşem atmosferi düşünün, yer ve gök Allah’ın -celle celâluhû- birliğini ve Efendimiz’in -sallallahu aleyhi vesellem- yüceliğini haykıran seslerle yankılanıyor. Öyle güzel bir atmosfer ki bu sesi duymak bile imanımızı tazeliyor, bizleri mutlu ediyor.

Ezandaki her bir cümle insanlığın ihtiyacı olan kurtuluş reçetesini sunuyor. Allah’a inanın, peygamberinin getirdiklerini benimseyin, namaza koşun… Dahası bütün bunlar için bir adres sunuyor bizlere: Buraya gelin, burada toplanın!

Ancak üzülerek söylemeliyim ki bu kutsal mekânlar bugün asli vazifesini yerine getiremiyor. Camiler daha çok bayramlarda, cuma günlerinde uğranan ya da -haşa- bir çalar saat gibi sadece ezan vakitlerini bildiren bir araç olarak görülmeye başlandı.

 

Camilerin asıl işlevi nedir?

 Yeryüzünde bazı mekânlar diğerlerine göre daha faziletlidir. Bu mekânların başında da cami ve mescitler gelir. Bugün camilerimizi yalnızca ibadet maksatlı inşa edilmiş mekânlar olarak görüyoruz. Oysa cami ve mescitler müslümanların bir araya gelmelerini, birlik ve beraberlik içinde olmalarını, müslümanca sosyalleşmelerini ve müslüman ahlâkının yaygınlaşmasını sağlayan mekânlardır.

Yazının devamı Genç Okur’un Ocak 2018 sayısında…