Okul Başkanlığı Yarışı

Genç Okur - İhtimâlcan

Okulda hummalı bir çalışma vardı. Bir sene boyunca okul başkanlığı yapacak kişi seçilecekti. Öğrencilerin seçim çalışması ülke seçimlerinden farksız değildi. Bayraklar, flamalar, broşürler… Herkes bu seçimi o kadar ciddiye alıyordu ki sanırsın seçimi kazanana okulun tapusunu verecekler. Öyle bir adanmışlık.

Okulun koridorlarında stantlar açan başkan adayları standa gelen her öğrenciye ikramlar veriyor, ardından seçim vaatlerini sıralıyordu.

Bin kişilik okulumuzda beş yüz kişi başkan adayı olmuştu. Yani herkesin bir oyu garantiydi. Bir oy da en yakın arkadaşı verse üç oy alan kişi başkan seçilecekti. Böyle garabet bir durum vardı ortada. Okulu saran siyasi atmosfer hepimizi politize etmişti. Bir süre sonra beş yüz aday ikiye bölündü. Çalışkanlar Partisi saflarından tek aday çıktı. Diğer bir kısım da Başarılılar Partisi saflarında bir araya geldiler. Artık başkanlık yarışında iki aday kalmıştı. Çalışkanlar Partisinin adayının nasıl biri olduğunu siz tahmin edin. En önde oturan, hocanın ağzından çıkan her şeyi not eden, hocanın sorduğu soruya anında parmak kaldıran bir tipti. Bu yüzden ona oy vermezdim. Başarılılar Partisi ise hiç bana göre değildi. Her sınavdan 90+ alan tiplerden hazzetmem. Başarı biraz da inişli çıkışlı bir şey olmalı! Yenilmeyi bilmeyen başarmayı nasıl bilir ki!

Benim safım belliydi. Sınıfın arka sıralarında oturan, sınavdan bir gün önce sınava çalışan, öğretmenin sürekli tebeşir fırlattığı gariplerden biriydim ben. Bu yüzden Garipler Partisini kurmaya karar verdim. Başkanlık yarışında artık ben de vardım. Artık üç aday vardı: Çalışkanlar Partisi lideri Hızlı Parmak Rıfat, Başarılılar Partisi lideri Madalya Mahmut ve ben, Garipler Partisi lideri İhtimâlcan.  Bekle beni okul başkanlığı!

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihtimal:

“Beni başkan seçerseniz sınavları kaldıracağım. Artık ders çalışmak zorunda kalmayacaksınız. Bir vesayet kurumu olan öğretmenler odasını lağvedeceğim. Artık öğretmenler de bizimle birlikte kantinde tost sırasına girecekler” diyerek türlü vaatler verdim seçmenime. Bu vaatlerim sonucunda seçim günü ezici bir üstünlükle birinci geldim ve okul başkanı oldum. Fakat bu vaatleri nasıl yerine getireceğime dair en ufak bir fikrim yok. Ufak atsaydım da civcivler yeseydi keşke. Ben şimdi ne yapacağım!

Diğer ihtimaller ve cevapları Genç Okur’un Kasım 2017 sayısında…