Film Başlasın!

Genç Okur - İhtimâlcan

Sinema hastasıyım. Ünlü yönetmeler Tarkovski’nin, Ayzenştayn’ın, Kubrick’in, Kurosawa’nın hayranıyım. Seyretmediğim Fransız, İran, İskandinav sanat filmi kalmadı. Kitaplığım sinema kitaplarıyla dolu. Birkaç kitaplık da DVD’lerle… Bilgisayarımda 2 terebaytlık dev bir film arşivim var. Festivalleri kaçırmam, yönetmen söyleşilerinin baş konuğuyum. Öyle bir sevda bendeki. Sinema benim diğer adım!

En büyük hayalim kendi filmimi çekip saygın film festivallerinden ödül almak. Ama ailem yaşımın küçük olduğunu ve bu hevesin geçici olduğunu söylüyor. Ne yani, on beş yaşında bir genç, film yönetmeni olamaz mı? Bence olabilir. Hatta olur. Tabi ya, neden olmasın?

Bir film çekeceğim ve benim gerçek bir yönetmen olduğuma ailem inanacak. Ama bilirsiniz, sinema pahalı bir sanat. Kamerası, ışığı, sesi, set işçisi, oyuncusu, kurgucusu, falanı filanı… Bi’ dünya adam, bi’ dünya malzeme gerekli film çekmek için. Tabi bunlar hep para demek.

Peki ya, kısıtlı bütçelerle film çekilmez mi? Neden çekilmesin? Ya da imece usulü, mahalleliden para toplayarak bütçe oluşturulamaz mı? Neden olmasın?

Denemeye değer. Hemen mahalleyi dolaşmaya ve yeni çekeceğim film için kaynak aramaya başladım.

 

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihtimâl:

Mahallenin meydanına bir kürsü diktim, bir de yardım kutusu koydum. “Ey ahali, az çok demeyelim, yardım edelim. Bir elin nesi var, iki elin sesi var” diyerek çekeceğim film için para istedim. Sanatsever halkımız sağ olsunlar, epey bir para biriktirdim. Topladığım paralarla film için olmazsa olmaz malzemeleri aldım. Yönetmen sandalyesi, yönetmen şapkası, ismimin yazılı olduğu yönetmen bardağı, yönetmen el megafonu, yönetmen not defteri vs. Bir film çekmek için bunlar en gerekli malzemeler. Ama nedense ahaliden topladığım para bunları alınca bitiverdi. E, ben şimdi filmi nasıl çekeceğim? Neyse, tekrar ahaliden para toplayayım bari.

Diğer ihtimaller ve yorumlar Genç Okur’un Ekim 2017 sayısında…