Edebiyat İstismarını Ölümüne Eleştiren Bir Klasik: Gulliver’in Maceraları – Jonathan Swift

Genç Okur - Kitap Kulübü

Mustafa Yıldız / Kitap Kulübü

 

Eski Avrupa için macera demek seyahat demekmiş. Seyahat kitabı demekse safsata… Öyle ki edebiyatı istismar eden bu tür yapıtlardan sıkılan bir yazar; bu meseleyi alaya almak için bir seyahat kitabı yazmaya karar vermiş. Fakat bu yazar, öyle alelade bir adam olmadığından, ortaya bir klasik çıkıvermiş: Gulliver’in Maceraları.

Kimine göre fantastik, kimine göre masal, kimine göre edebi ya da siyasi tenkit… Ama aslında hepsi! Yazar Swift, İrlandalılığını fazlasıyla konuşturmuş yani.

 

Eser, neleri eleştiriyor?

Kitap daha baştan bir hicivle başlar. Londra’da doktorluk yapan Gulliver, namuslu bir adam olduğu için mesleğinde başarılı olamaz ve bir gemide doktor olarak işe başlar. Dönemin macera-seyahat kitaplarında sıkça rastlandığı üzere gemi batar ve kahramanımız bir adaya yüzerek ulaşır. Peşinden parmak kadar insanlar, dev gibi insanlar, iğrenç maymunlar, asil atlar, zeki görünen aptal insanlar vs… Her kurtuluşun peşinden yeniden çıkılan yolculuklarda -ve elbette kazaların peşinden- karşılaşılan tüm bu yaratıkların hayata bakışları, kendini beğenmişlikleri, entrikaları ve ahlâkî yobazlıkları Swift’in Batı’ya -en özelde de İngiltere’ye- yapmış olduğu eleştirilerden başkası değildir.

İyi bir hiciv, iyi bir fantastik macera, iyi bir masal okumak isteyenler için Gulliver’in Maceraları atlanmaması gereken bir eser. Çünkü bu eser -yazarının kendi mezarına yazdırdığı haliyle- vahşi haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan bir adamın kaleminden çıkmıştır. Tıpkı insan canlısı bir insanken, hikâyenin sonunda insanlardan hayli soğumuş biri haline gelen Gulliver gibi…

Diğer kitap tanıtımları Genç Okur’un Ekim 2017 sayısında…