Dersimiz Eğitim

Genç Okur - Dersimiz Eğitim

Dosya / Mustafa Yıldız

Bende Sorun Yok, Kol Bozuk!

Barutun, matbaanın, taramalı tüfeğin ve aşının icadıyla dünya bambaşka bir boyuta sürüklendi. Önce tümüyle sabit olan kaleler yıkıldı. Sonra tümüyle sabit olan fikirler dönüştü. Ardından fikri dönüşen insanların bazısı daha önce giremedikleri Afrika gibi ülkelere taramalı tüfekleriyle girdiler ve alt edemedikleri insanları yok edip coğrafyalarını sömürgeleştirdiler. Onları bünyelerinin alışık olmadığı ‘hastalıklı’ coğrafyalarda tutunduransa aşı oldu. İşte bu andan sonra insanlar, kurdukları düzeni daha acımasız ve sürekli hale getirebilmek için eğitim görmeye başladılar.

Dosya / İbrahim Halil Aslan

Kümeler Ne İşimize Yarayacak Hocam?

Eğitim ve öğretimden bahsederken öncelikle farklarını iyi anlamak gerekir. Eğitim; bireylerin davranışlarında beklenen sonuçların oluşmasını amaçlayan bir süreçtir. Bireylere kazandırılmak istenen bilgi, beceri ve davranışların ehil kişiler tarafından belli bir program çerçevesinde ve bazı araçlar kullanılarak aktarılma süreci ise öğretim olarak tanımlanır. Bu ayrımı iyi yaptıktan sonra unutmamamız gereken bir diğer husus da eğitim öğretim sürecinin sadece okulda değil günlük hayatta da devam ettiğidir. Özellikle doğanın dili olarak kabul edilen fizik, kimya, matematik gibi bilimler, canlıları anlamaya çalışan biyoloji, fizyoloji gibi bilimler okuldan çok doğada anlaşılmaya başlanmıştır. Birçok bilim insanı laboratuvarda gözlem yapmadan önce doğayı izlemiş, buradan elde ettiği verileri laboratuvar ortamına taşıyarak fen ve matematik bilimlerinin şekillenmesini sağlamıştır.

Dosya / Ahmet Sözer

Dört Duvar Arasında Tarih Öğretilmez!

Avrupa, sömürgeci geçmişinin farkındadır. Yüz milyonların hayatının kendi keyiflerince harcandığını bilmektedir. Ancak tarih kitaplarında o dönemleri böyle işgalle, on milyonları köleleştirmeyle, toplu ölümlerle anmazlar. Ananlar da azınlıktadır, pek sevilmezler. Onun yerine coğrafi keşifler anlatılır. Bilimdeki gelişmeler, buluşlar, teknik icatlar, dünyanın etrafını dolaşanlar…

Dosya / Mustafa Rasih Külebenzer

Bu Devirde Türkçe Bilmek Şart!

Yarın üniversiteye girmek için önüne üniversitelerin ve bölümlerin listesini koyduğunda şunu göreceksin: Üniversite eğitimini kurgulayanlar büyük ölçüde seni devlet memuru veya büyük bir şirketin çalışanı yapmak istiyor. Bu işlerin birçoğunda da İngilizce bilmenin ya şart olduğunu veya faydalı olduğunu söyleyecekler. Büsbütün de haksız sayılmazlar: Yeryüzünde teknolojik araçlar, ortak bir mühendislik diline, o da büyük ölçüde İngilizceye dayanıyor. Bankacılık başta olmak üzere birçok ticaret işlemi de böyle. Deden hacca gitmek için döviz kuruna dikkat etmek durumunda mesela. Bankacılık, ulaşım, teknoloji, diplomasi gibi birçok sahada İngilizcenin egemenliği var. İngilizcenin egemenliği ise aslında ana dili İngilizce olanların egemenliğidir. Bu istediğimiz bir şey mi? Elbette hayır. Bir ülke kendi standartlarını belirlemekte ne kadar bağımsız ise o kadar güçlü demektir.

Dosya / Süleyman Salih

Okullardaki Din Eğitimi

Türkiye’de din eğitimi, eğitimin belki de en çok tartışılan alanıdır. Çünkü din eğitimi tartışmaları, eğitimin niteliğinden ziyade niceliği ya da toplumun hangi kesimini memnun edip hangisini rahatsız ettiği üzerinden yürür. Sorunların etrafından dolaşılır. Asıl ihtiyaçları tartışılsa bile dişe dokunur bir değişiklik olmaz. Bu tartışmalar sivil toplum kuruluşlarının çabalarında ve idealist öğretmenlerin bireysel girişimlerinde cılız ve lokal bir ses olarak  kalır. Din eğitiminin bu durumu ile ilgili birçok sebep sayılabilir elbette; toplumun dine yaklaşımı, herkesin dinden anlıyor olması(!), sürekli değişen sınav sistemleri ve müfredatlar, laik devlet düzeni, eğitim sisteminin genel sorunları, tarihi-siyasi etkenler vs… Bu genel başlıkları bir kenara bırakıp daha somut şeylerden de konuşmak gerekir.

Dosya / Sıtkı Çoban

Sanat, Sanat İçin midir?

Resim, el işi ve müzik her biri kendi başına birer sanat mıdır? Evet. Ancak bir sanat sadece sanatkârdan eğitim alınarak, meşk edilerek öğrenilebilir. Bu şekilde talebe öğrenmenin de ötesine geçerek o sanatın gözlükleriyle dünyaya bakabilir ve dünya sanatçı bakışıyla yeniden okunabilir ve dönüştürülebilir. Burada şu noktaya dikkat etmelidir: Halk arasında kullanılan yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder diye bir deyiş vardır. Her bina temelleri üzerinde yükselir. Sanat da belli bir  altyapı ve temel üzerine bina edilir. Oluşturulacak olan bu altyapı, temel doğru inşa edilmelidir. Eğer eksik, ehil olmayan, öğrettiği sanat dalında tam bir olgunluğa erişmemiş öğreticiler tarafından bir temel atılacaksa, bunun ileride silinemeyecek yanlışlara yol açabileceği de göz ardı edilmemelidir. Yarım sanatkârın insanı sanattan ve dolayısıyla estetik ve zarafetten edebileceği unutulmamalıdır.

Dosya / Ali Sözer

Kadim Eğitim Kurumumuz Medrese

Medreseler sadece eskide kalmış olmaları bakımından günümüzden ayrılmaz. Aslında medreselerin en bariz özelliği eğitim usulü, sistemidir. Peygamber Efendimiz’in mescidinden doğmuş bir sistem olarak medrese, nebevidir. Müfredat olarak iki cihan saadetini esas alan bir içeriğe sahiptir. Yani medresede okuyanlar hem dünyayı ve dünya işlerini kolaylaştıracak ilmi öğrenirler hem de ahirete giden yolda istikamet üzere kalmanın ilmini okurlar.

Dosya / Muhammet Emin Oyar

Başarılı Bir Yaygın Eğitim Modeli: İzcilik

Yeşilçam filmleriyle aşina olduğumuz izcilik ne yazık ki on yıllardır dalga konusu haline gelmiş durumdaydı. Son zamanlarda -Türkiye İzcilik Federasyonu ve Genç-Kon bünyesinde bulunan Gençlik Kulüplerinin çalışmalarıyla- izcilik konusundaki bilinçlenmeyle beraber bu önyargı azalsa da filmlerin etkisi halen sürüyor diyebiliriz. Baştan belirtmek gerekir ki o filmlerde anlatılanların izcilikle uzaktan yakından alakası yoktur. Mesela izcilikte “İzci uyumaz, izci yemek yemez” gibi sloganlar kullanılmaz. İzci yemek yer, ama yeteri kadar. İzci uyur, yine yeteri kadar… Peki, izcilikte ne gibi sloganlar vardır diye soracak olursanız hemen belirteyim: “Yavrukurt çok çalışır”, “İzci daima hazırdır”, “Ergin izci topluma hizmet eder.” İşte bu sloganlar izciliğin ne olduğu ve ne olmadığını açık bir şekilde izah eder.

Dosya yazılarının devamı Genç Okur’un Ekim 2018 sayısında…