Kendi Elbiseni Kendin Dik!

Genç Okur - Süper Babaanne

Ah evlatlarım! Hep modadan, hazır giyimden bahsediyorum kaç zamandır. Öyle ya, ben bile alışmışım bugünkü duruma… Halbuki babaanneniz bu konudaki birikimini moda haftalarından, sosyal medyadan, büyük torbalarla yapılan mağaza alışverişlerinden edinmedi! Kumaşını kendi aldığı, tarzını kendi belirlediği, kestiği biçtiği dönemlerde öğrendi ne öğrendiyse. Neyse artık, geç de olsa şu meseleye bir değinelim diyorum. Üretmenin keyfini ben yaşadım, siz de tadın istiyorum. Hem bugün varız, yarın yokuz. (Aranızdan biri söylese terliği yemişti kafasına ama yaşlanıyorum galiba…)

 

Elbise dikmekle ne kazanırsın?

Bu işler de hobi oldu ya… İnsanın giydiğini ve yediğini hazırlaması hobi olamaz evladım. Gün gelecek nefes almak da hobi olacak! Ben misal, mağazadan da alsam bir bluzu, orasına burasına ufak eklemeler yaparım. Hatta ne bluzu, ayakkabılara bile bir şeyler yapmadan duramam. Ha yaşlandım gerçi, şimdi büsbütün bir şeyi dikemiyorum ama şuncacık işleri de yapmasam ölürüm herhalde. Niye mi?

Bir defa insan kendi ihtiyacını görürse, asalet sahibi olur. İş bilmezlik, şaşkalozluk, gereksiz muhtaçlık insanın asaletini azaltır. İkincisi, kendi elbisesini diken biri, marka etiketi yüzünden fazla para harcamamış olur. Bazı markaların insanları nasıl kazıkladığını bu gözlükler bana kaç kez gösterdi yavrularım. En kalitesiz kumaşlar, üzerlerine basılan bir etiket yüzünden fahiş fiyatlara satılır olmuş… Hadi kumaş güzel olsun, bu kez de baştan savma dikimler batıyor gözüme… Demem o ki gençsiniz, şimdi siz kolları sıvayın. Çünkü elbise dikerken; güzel bir meşgale edineceksiniz, sabrı ve hayata estetik açıdan bakabilmeyi öğreneceksiniz, kendinize ve insanlara faydalı olacaksınız… İşte, üretmenin insana kazandırdıkları!

Yazının devamı Genç Okur’un Temmuz 2018 sayısında…