Sultan Abdülhamid’in Denge Siyaseti

Genç Okur - Serdar-ı Hakan

Serdar-ı Hakan / Emir Ali Derman

 

Dönemin İngiltere dışişleri bakanlarından Edward Grey şöyle demiş: “Komşularının zaafları üzerinden planladığı gizli emellerinin olduğu iddia edilmişse de, daha sonra anlaşıldı ki, Abdülhamid bizzat Avrupalıların huzur ve çıkarlarını, kendilerinin bile başaramayacakları en akıllı ve dengeli şekilde koruyabilmiş olan hükümdardır.”

Sultan Abdülhamid Han’ın saltanatı boyunca dış siyasette ustalıkla uyguladığı denge siyasetine dair söylenen pek çok sözden biridir bu. Dikkat çekici nokta İngiliz bakanın tespitteki isabetidir. Zira Abdülhamid Han tahttan indirildikten kısa bir müddet sonra, Avrupa topraklarındaki menfaat çakışmaları yüzünden siyasi huzursuzluk büyümüş, ince zekâ gerektiren dengenin alt üst olmasıyla da önce Balkan ve hemen ardından Cihan Harbi patlak vermiştir.

 

Siyasette denge

Sultan Abdülhamid Han, Japon İmparatoru ile yakın dostluk kurmuştu. Bu dostluk Ruslara ve Hindistan’ı sömüren İngilizlere karşı bir tavırdı. Ruslarla mesafeli olunmasına rağmen düşmanlıktan kaçınmak ise İngiltere’ye karşı izlenen yoldu. Bu arada Almanlarla kurulan yakın ilişkiler hem teknik desteğin önünü açıyor hem de İngiliz ve Fransızları Osmanlı’yla iyi olmaya zorluyordu.

Trablus’ta İtalya’nın emellerini Fransa ile engellemeye çalışırken bölge halkını içeriden örgütlüyor, Mısır’da İngiltere’nin egemenliğini Fransızların menfaatleri ile frenliyordu. İngilizlerin Osmanlı vatandaşı olan Rumları tahrik etmesiyle Rusların Akdeniz hayalleri öteleniyordu. Balkanların hamisi olduğunu iddia eden Ruslar, Avusturya ile durduruluyor, Yunanlılara karşı Bulgarlar, Sırplara karşı ise Arnavutlar bir denge unsuru oluşturuyordu. Asıl hüner ise bunların düşmanca bir çekişmeden sakınarak, taraf olmaktan kaçınarak, bir devlete karşı atılacak adımın diğerini tedirgin etmeden, kışkırtmadan, ölçülü şekilde gerçekleştirilebilmesiydi.

Yazının devamı Genç Okur’un Ağustos 2018 sayısında…