Sultan Abdülhamid Ümmetçi miydi?

Genç Okur - Serdar-ı Hakan

Serdar-ı Hakan / Emir Ali Derman

 

Bazı şeyler çok basit şekilde öğretilir bize. Hele de söz konusu olan tarihse, dahası Osmanlı’ysa… Bugün hâlâ üzerinde çalışmalar yapılan, sistemi büyük bir titizlikle incelenerek anlaşılmaya çalışılan koca bir devlet olan Osmanlı; bol miktarda savaş ve antlaşma tarihi ve padişah isimleri eşliğinde anlatılır. Birden kurulur, birden yükseltilir ve birden yıkılır. En hazini de yıkılma devridir. Hayır, hazin olan yıkım değil, o dönemi anlatanların zihin yapısını görmek insana hüzün verir.

 

Yıkılış sürecine yakından bakmak

Yıkılış devri, “Milliyetçilik akımı farklı milletlerden oluşan Osmanlı’yı zor duruma sokar” cümlesiyle anlatılmaya başlanır. Gerçekten de öyledir. Fakat Osmanlı’nın ileri gelenleri önce ‘ümmetçi’ olur, sonra ‘Osmanlıcı’ olur en sonunda da ‘milliyetçi’ olur ezberi yanlıştır.

Osmanlı, tabiatı gereği, her daim ümmetçiydi. Ancak Batı’nın aşıladığı Osmanlıcılık ve milliyetçilik fikirleri, devleti yıpratmıştı. Gayr-i müslim tebaa kadar Arnavut, Boşnak ve Arap müslümanların da müstakil devlet kurma istekleri bu şekilde ortaya çıkmıştı. Tabi Türkçüler de bu fikirleri körüklüyorlardı. Maalesef müslüman milletlerin İslâm Halifesi’nin cihad-ı ekber (büyük cihat) çağrısına uymaması ve bağımsız devletler olmak istemesiyle ümmetçi duruş büyük darbe almıştı. İşte bugün, eski Osmanlı topraklarında kurulan onlarca devletin yaşadığı kargaşanın ana nedeni, bu birlik ruhunun yitirilmesidir.

Osmanlıcılık fikri ise Sultan Abdülhamid Han’dan ziyade İttihatçıların aldandığı, oyalandığı bir durak olmuştur. Yani sizin anlayacağınız, İttihatçılar üzerinden önce ümmetin birlik ruhu yıpratılmış, gayretli sultan onların eliyle indirilmiş, sonra da koca devlet yıkıma sürüklenmiştir.

Yazının devamı Genç Okur’un Temmuz 2018 sayısında…