Sinema Demek Yakışıklı Manken Demek Değildir!

Genç Okur - Viraj

Viraj / Aydoğan K

 

Size bir itirafta daha bulunmak istiyorum. 15-16 yaşlarıma kadar, yılanların sokmasını bir türlü anlayamadım. Yani nasıl oluyordu da kafasını bir insanın bacağına sokabiliyordu bu yılanlar. Ne zaman ki bir belgeselde yılanların dişleriyle ısırdığını gördüm, o zaman gerçeği fark ettim.

Kültür deyince, genelde okuma eylemiyle ilişkilendirilmiş bir hadiseyi anlıyor veya kastediyoruz. Son zamanlarda farkına vardığım bir şey oldu, o da sinemayı, tiyatroyu, resimi, müziği bir kültür nesnesi olarak pek görmediğimiz ve özellikle de sinemayı önemsemediğimiz. Oysa kitap bir mermiyse, sinema nükleer bombadır. Dergi, bir şehirse, sinema Venüs gezegenidir.

“The Young Pope” diye bir dizi seyrettim. Konusu, sigara tiryakisi genç bir adamın, papa seçildikten sonra Vatikan’a getirdiği bazı reformlar ve yüzünü medyadan, halktan gizlemesi diye kabaca özetleyebilirim. Fakat beni diziye sürükleyen şey, internette okuduğum “Ateist papa nasıl olur, bu diziyi izleyin” cümlesiydi. “Harbiden, ateist papa nasıl olur, izleyek!” dedim. Diziyi bitirince, bu gâvurların, bu hıristiyanların ne hinoğlu hin olduklarını da bir kez daha anladım. Evet, papa bir inanç krizi yaşıyordu zaman zaman, bazen şüphelere düşüyordu ama 11 yaşındayken -duasıyla- ölmek üzere olan bir kadını ayağa kaldırmıştı. Genetik olarak kısır olan karı-kocanın, papanın duasıyla bir çocukları oluyordu. Dizinin içine yerleştirilen gizli mesaj şuydu aslında: Tereddütleri, şüpheleri, inanç krizleri de olsa papa, papadır ve dua etti mi o iş tamamdır.

Yazının devamı Genç Okur’un Ağustos 2018 sayısında…

Paylaş