Hac, Bu Yıl da mı Kurban Bayramına Denk Geldi?

Genç Okur - İşin Doğrusu

İşin Doğrusu / Ali Bağcı

 

 

Meşakkatli bir ibadet

Hac ibadetini yerine getirenlere hacı denmektedir. Yani insanların birbirlerine “hacı hacı” diye hitap etmeleri onları hacı yapmaz. Sakal, şalvar, ihtiyarlık da insanı hacı yapmaz. Zira bu unvanın gerçek sahipleri türlü meşakkat ve imtihanlardan geçtikten sonra bu unvanı elde ediyor.

Hac hem bedenen hem de mali açıdan yapılan bir ibadet olduğundan İslâm’ın diğer şartlarından olan namaz, oruç ve zekât ibadetinden daha farklı bir özelliğe sahiptir. Hac, toplumsal statüsü, yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun milyonlarca müslümanın bir araya gelerek yaptığı bir ibadettir. Bu yönüyle bizlere -adeta- mahşer gününün provasını yapma imkânı sunmaktadır. Zira ihram, kefen giyen insan manasına gelmektedir ve ortaya çıkan o muhteşem atmosferde kişi sanki ölmüş ve öldükten sonra tekrar diriltilmiş ve Rabbine hesap vermek için beklediğini düşünmelidir. Belki de hac yapan birçok kişinin işin zahiri boyutundan öteye geçememesi onların bu ibadeti yerine getirirken “niye bu böyle yapılıyor, niye şurada şöyle yaptık” gibi birtakım soruları kendi kendilerine sormalarına sebep oluyor ve tam manasıyla o ibadetin hazzına varmalarına engel olabiliyor.

 

Haccın müjdesi

Efendimiz -sallallahu aleyhi vesellem- makbul bir haccın mükâfatının cennet olduğunu müjdelemiştir. Yine bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak) geri döner.”

Yazının devamı Genç Okur’un Ağustos 2018 sayısında…