Kur’an-ı Kerim’de Kurtuluşa Erenler

Genç Okur - Kur'an-ı Kerim'de Kurtuluşa Erenler

Abdurrahman Mıhçıoğlu 

 

“İnsanı insan yapan nedir?” diye bir soru sorsak, verilebilecek onlarca veya yüzlerce cevaptan biri, belki de en mühimi, “İnsanı insan yapan şey, vazifeleridir” cevabı olsa gerek. Çünkü ruhlar âlemi yaratıldığında Rabbimize verdiğimiz bir söz ve bu söz dolayısıyla üstlendiğimiz çok büyük bir vazifemiz var. İşte bundan haberdar olmak ve gereğini yerine getirmek insanlığımızın bir gereğidir.

 

İnsanın büyük vazifesi

Allah Teâlâ bizlere kendisiyle yaptığımız sözleşmeyi şöyle bildiriyor: “Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sülblerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da, ‘Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)’ demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, ‘Biz bundan habersizdik’ dememeniz içindir.” (A‘râf, 172) Yani Allah ile ahdimize göre O’nun birliğini tanımak ve öngördüğü şekilde yaşamak durumundayız. Bir diğer ifadeyle, Allah’a ve resullerine iman etmek, O’nun emir ve yasakları doğrultusunda amel ederken samimiyet ve ihlas sahibi olmak…

 

Ameldeki ihlas ve samimiyet

Allah Teâlâ, Kuran-ı Kerim’de, seksen küsur yerde iman ile birlikte salih ameli zikreder. Bu ayetlerden birkaçı şu şekildedir:

“Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.” (Kehf, 30)

“İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz. ” (Ankebût, 7)

“İşte iman edip salih amel işleyenler için hem bir mağfiret, hem de (Cennet’te) tükenmez bir rızık vardır.” (Hac, 50)

Yazının devamı Genç Okur Kur’an-ı Kerim Eğitimi Özel sayısında…