Kur’an-ı Kerim ve Biz

Genç Okur - Kur'an-ı Kerim ve Biz

Savaş Ş. Barkçin

 

Kur’an-ı Kerim, Allahu Teâlâ’nın sözüdür. Peygamber Efendimiz’in -sallallahu aleyhi vesellem- sadrına indirilmiştir. O’nun mübarek ağzından da sahabilere ve bize ulaşmıştır. Baş tacımızdır. Hem okurken, hem dinlerken, hem harfleri, hem manası ile insana feyiz verir.

 

Kur’an şifadır

Rabbimiz pek çok ayette Kur’an’ı vasfediyor. Mesela Yûnus Suresi’nde şöyle buyurur: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.” (57. ayet) O halde o öğütü dinlemeli, o şifayı bulmalı, o rehbere uymalı ve Rahmân ve Rahîm olan Rabbimizin rahmetine kavuşmalıyız.

 

Kur’an’a edep

Kur’an sayfalara yazılmıştır. O yüzden ona “mushaf” denir. Rabbimizin sözünün sahifelere aktarılmış halidir. Fakat herhangi bir kitap değildir. Bugün ona başka bir kitap gibi davrananlara rastlıyoruz. Edebi, hürmeti değil, hürmetsizliği salık veren insanlar var. Elbette Mevlâ’ya hürmet eden O’nun sözüne de hürmet eder. O zaman o sözün yazıldığı mushafa karşı da edepli olur. Abdestli olarak, yani temiz olarak onu tutar, okur.

Kur’an’a hürmet hususunda Osman Gazi’nin menkıbesi meşhurdur. Ama medeniyetimizde Allah’ın kitabına karşı gösterilen edep meşhur isimlerin çok ötesindedir. Mushafa kılıf yapmak, onu duvara asmak, göbek seviyesinden üstte tutmak, onu okumak için ‘rahle’ denilen bir eşyayı tasarlamak, çocuklarının, akrabalarının doğum ve vefat günlerini mushaf kapağının içine yazmak gibi pek çok yaygın âdet bu edebe dayanır. Evlenenlere de mushaf ve seccade hediye edilir.

Yazının devamı Genç Okur Kur’an-ı Kerim Eğitimi Özel sayısında…

Paylaş