Kur’an-ı Kerim ve Akıl

Genç Okur - Kur'an-ı Kerim ve Akıl

Sıddık Sarıdağ

 

Kur’an-ı Kerim, Allah Teâlâ’nın tüm akıl sahibi insanları muhatap aldığı, kullarının dünyada nasıl yaşamaları gerektiğini açıkladığı mukaddes bir kitaptır. Cenâb-ı Hak bu kitabın “akıl ve takva sahibi insanlar için bir hidayet kaynağı” olduğunu bildirir. Zaten aklı olmayan bir kimsenin iman etme ve dini yaşama gibi bir yükümlülüğü de yoktur.

 

Aklını kullan!

İnsan, aklı sayesinde Allah Teâlâ’nın varlığını ve birliğini doğrular. Aklını yanlış bir şekilde kullanarak heva ve hevesleri yolunda Allah’ı inkar edenler ise nankörlük etmiş, Allah’ın verdiği nimetleri yok saymışlardır. Aklını düzgün kullanmayan böylesi kimselerin ise azap görecekleri Cenab-ı Hak tarafından bildirilmiştir. Ayrıca inkar edenleri Kur’an’da şu şekilde yerer: “Şüphesiz, Allah katında yaratılmışların en kötüsü düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” (Enfâl, 22) Bu hitabında Allah Teâlâ böyle insanların her ne kadar azaları tam işliyorsa da “Allah nezdinde hem kör hem sağır hem de dilsiz” olduklarını buyurur. Daha nice ayet bize Kur’an’ın düşünen insanlar için ibretlik mesajlarının olduğunu söyler. O halde aklımızı Kur’an’ın bildirdiği şekilde kullanabilirsek, Cenâb-ı Hakk’ın muradını bilebilir, idrak edebiliriz.

Aklımızı Kur’an’a nasıl uyarlayabiliriz?

İnsan, eşyayı ancak içinde bulunduğu yer ve zaman çerçevesinde değerlendirebilir. Akıl, kalp ve duyuları ile hareket eder. Hayatta meydana gelen olaylara bu unsurlar ile bakar ve anlam verir. Bu unsurlardan akıl, insanın bütün his ve duygularına rehberlik eden en önemli cihazdır. Doğru ile yanlışı ayırt etmemizi sağlar.

Aklın ise üç mertebesi vardır: Birincisi ifrat, ikincisi tefrit, üçüncüsü ise vasattır. Bunlardan vasat olan hak, diğer ikisi ise batıldır. İfrat mertebesi, kişinin birtakım akıl oyunlarıyla yürüttüğü düşünce tarzıdır. İfrat mertebesi, eğriyi doğru, doğruyu da eğri olarak gösterir. Tefrit mertebesine cehalet denmiştir. Bu akıl, gerçekleri idrak etmeye kapalı bir akıldır. Vasat mertebesi de hakkı hak, batılı da batıl olarak gösterir. Aklın bu mertebesine hikmet de denmiştir.

İmam-ı Gazâlî -rahmetullahi aleyh-, aklın mahiyetini şu şekilde açıklar: “Allah Teâlâ mahlukatı üç grup üzere yarattı; melekler, insanlar ve hayvanlar… Melekleri yaratmış, onlara akıl vermiş fakat şehvet arzusu vermemiştir. Hayvanı yaratmış, ona da şehvet arzusu vermiş fakat akıl vermemiştir. İnsanı yaratmış, ona ise hem akıl hem de şehvet arzusu vermiştir. Bu sebeple kimin şehveti aklına galip gelirse, o kimse hayvanlardan daha aşağı bir derecededir. Yine kimin aklı şehvetine galip gelirse, o kimse meleklerden daha üstündür.”

Yazının devamı Genç Okur Kur’an-ı Kerim Eğitimi Özel sayısında…