Piknikte Bir Panik

Genç Okur - İhtimâlcan

Geçen hafta mahallemizin güzide gençlik kulübünden arkadaşlarımla kafa kafaya verdik ve birlikte bir piknik organize edelim dedik. Bugünü iple çektik desem yalan olmaz. Mangalda kül bile bırakmayacak kadar özlemiştim piknik yapmayı. Kırlarda koşmayı, arkadaşlarla voleybol oynamayı, ağaçlara çıkmayı… Bu güzel aktiviteyi yapmayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki kulüpteki arkadaşlar “pi” deyince “knik” harflerini yapıştırmıştım. Şimdi düşündüm de o arkadaş “pi” sayısından mı bahsediyordu acaba? Neyse, önemli değil.

Hafta sonu gelip çatınca arkadaşlarımdan birinin öve öve bitiremediği piknik alanına gittik. Piknik alanı dediysem lafın gelişi. Burası bir piknik alanından çok fantastik bir filmdeki canavarlı adayı andırıyordu. Deniz kenarında terk edilmiş bir deniz feneri, tuhaf tuhaf seslerin geldiği kara bir orman, kapkara bulutlarla kaplı gökyüzü, kayalıklara vuran haşin dalgalar ve rüzgârda uğultular çıkararak oradan oraya uçup gereksiz gerginlik yapan anlamsız beyaz market poşeti…

Sahne korkutucuydu fakat bugün moralimizi hiçbir şey bozamazdı. Mangaldaki etler pişene kadar arkadaşlarla voleybol oynayalım dedik. Fakat o da ne? İlk sette voleybol topu ters rüzgârın etkisiyle denize doğru gah uçup gah yuvarlanmaya başladı. Top uçurumdan denize o kadar hızlı düşüyordu ki ancak bu kadar hızlı düşebilirdi. Pikniğin olmazsa olmazı voleybol oynama zevkimiz yarıda kalmış ve moralimiz bir anda deniz seviyesine inmişti.

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihtimal:

Voleybol topu denizin hırçın dalgalarına bir metre kala kayaların arasına sıkışmıştı. Hâlâ umut vardı. Eğer aramızdan biri topu almaya giderse oyuna kaldığımız yerden devam edecektik. Hiç kimse voleybol oynamakta benden daha istekli olmadığı için mecburen ben gittim topu almaya. Everest’e tırmanan bir dağcı gibiydim. Fakat kayalıktan aşağı inmek çıkmaktan daha zordu. Bildiğim tüm duaları okuyarak aşağı indim. Neyse ki düşmemiştim. Ama düşebilirdim de. Voleybol topunu alıp piknik alanına dönünce, tek başına rakibin arasına dalıp 20-30 kişiyi çalımlamışçasına kasıldım. Ne var ki kimse oralı olmamıştı bu kahramanlığıma. Üstelik tehlikeli bir şey yaptığım için kulüp müdüründen de bir güzel azar işitmiştim.

Diğer ihtimaller ve yorumları Genç Okur’un Nisan 2018 sayısında…

Paylaş