İstanbul neresi?

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

Övülmüş bir fetihtir İstanbul. Biz de övünürüz, seviniriz. Haklıyızdır da…

Bu büyük hadisenin gençler için taşıdığı anlam da ortadadır. Çünkü İstanbul, genç bir fatih tarafından fethedilmiştir. Bu yüzden nerede bir genç görsek, hemen “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!” diyerek ikazda bulunuruz. Tabi bu ikaz, bir ezberin dışa vurumundan başkası değildir.

Neden mi ezber? Çünkü İslâm tarihindeki bütün fetihler gençler tarafından yapılmıştır da ondan.

Sultanların yaşları farklı olsa da komutanların ve askerlerin yaşları çoğunlukla gençtir. Fakat bu, fazlaca dile gelmez!

İyi anlaşılmayan bir başka mesele de İstanbul’un fethinin neden ‘büyük’ bir hadise olduğu meselesidir.

Konstantiniyye’nin stratejik önemini biliyoruz lakin Fatih Sultan Mehmed Han’ı bu aşka düşüren asıl gerekçe bu değildi. Sahabi efendilerimizi surların dibine kadar getiren gerekçe ne ise Fatih dedemiz de o gerekçeye binaen çevirmişti yönünü bu kutlu beldeye: Efendimiz’in muradı ve müjdesi…

Bir müslüman için bundan daha gerçek ve daha güzel bir gerekçe olabilir mi? Olamaz! Peki, bir müslüman için sadece fetih söz konusu olduğunda mı makbuldür bu gerekçe? Elbette hayır! Yeter ki Efendimiz’den gelsin, hangi konuda olduğu ne fark eder ki!

Öyleyse şunu hiç unutmamak gerekir: Efendimiz İstanbul’u bir kez işaret etmişse, insan kalbini milyon kez işaret etmiştir. Eğer mübarek ramazan günlerinde müjdeli bir fetih, kutlu bir şehir, bir İstanbul arayan olursa, dönmesi gereken yer bellidir: Önce kendisinin sonra başkalarının kalbi.

Fethimiz kutlu, Ramazan-ı Şerifimiz mübarek olsun.