Dişil Şiddetin Anatomisi

Genç Okur - Viraj

Viraj / Aydoğan K

 

Bu sene de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, bazı kadınlar İstanbul’un İstiklâl Caddesi’nde yürüyüş yaptı. Yapsınlar, yollar yürüne yürüne aşınmaz sonuçta. Çeşitli sloganların atıldığı ve olmazsa olmaz dövizlerin ellerde taşındığı bu etkinlikte dikkatimi çeken bir yazı oldu. Kadının biri elindeki dövize şunu yazmıştı: “Ben senin kaburgandan yaratılmadım!” Boş ver takma kafana, feminist feminist hareketler bunlar, diye düşünebilirdim ama yapamadım. Takıldım kaldım.

Dünya var olduğundan beri, hiç şüphesiz ki eziyetin, ayrımcılığın, şiddetin en kötüsünü kadınlar yaşamıştır. Bilhassa batı tarihinde kadınların nasıl sınıflandırıldıklarını ve ne türden muamelelere maruz kaldıklarını düşünürsek… Fiziki dezavantajlarının yanı sıra birer anne, eş olmaları sebebiyle de -merhamet ve fedakarlık yüklü hayatlarına karşılık olarak- yaşadıkları travmaları tahmin etmek kolay ve tabi ki anlamak zor. Bir de balta girmemiş bünyelerin kafasındaki kadın algısı ve bu algı çerçevesindeki fütursuz davranışlarını da eklersek, kadınların kızmakta yerden göğe kadar haklı olduklarını söyleyebiliriz. Fakat herkes için sorulacak şu soruyu bu konuya çevirmek istiyorum: “Bazı yerlerde yerden göğe haklı olmak, haklı olan kişinin her türlü eylemini meşru kılar mı?”

Yazının devamı Genç Okur’un Nisan 2018 sayısında…