Onurumuzla Yaşamak ya da Ölmek

Genç Okur - Viraj

Ayoğan K / Viraj

 

1950 ve 60’lı yıllara damgasını vuran, “Sülün Osman” lakabıyla tanınan bir adam yaşadı ülkemizde. Bu kişi, Beyoğlu’ndaki tramvayı, Galata Kulesi’ni, Eminönü Meydanı’ndaki saati, şehir hatları vapurlarını, hatta Boğaz Köprüsü’nü, saf insanlara “Bu benim, parada anlaşırsak sana satayım” diyerek sattı. Direkt satış yapmadığında ise düzenli gelire geçip, Taksim Meydanı’nın girişine paspas koydu ve gelenden geçenden para topladı. Buraya kadar yeterince trajikomik evet; ama asıl bomba şu: Bu “Sülün Osman”, hapishaneye girince farklı bir iş yapmaya başladı ve  “Alın Teri ile Yaşamak” konulu konferanslar verdi.

Bu hikâyeyi niye anlattım? “Sülün Osman” nihayetinde sıradan bir insandı. Hikâyesi tek başına okunduğunda “insanı güldüren, fıkra gibi biri” diye bile düşünülebilir. Ama iş, “Alın Teri ile Yaşamak” konseptinde konferans veren, dünya jandarmalığına soyunmuş devletlere gelince durum değişir.

 

Yazının devamı Genç Okur’un Mart 2018 sayısında…