Hamdolsun, artık düzeltebiliyoruz…

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

Konuşmaya sonradan başlayan kazanır! Öncekiler sözünü söylemiş, eteklerindeki taşları dökmüştür çünkü. Fakat sonradan konuşan kişinin kazanması için de belli görevleri yerine getirmiş olması gerekir. Dinlemek, anlamak, yorumlamak ve çürütmek…

Bu kural, hakikatle ilgili değildir fakat hakikatin sözcüleriyle ilgilidir. Hakikat ilktir çünkü. Yanılgı, hakikat güneşinin önüne çekilen perde! Perdeyi kuranlar bir hayal oyunu başlatır. İnsanların zamanını çalan, onları yanılgıya düşürmeye çalışan bir hayal oyunu…

Hakikat sözcüsü bu oyunu en başından görür. Fakat sözünü en sona saklar. Çünkü bilir ki herkes bu oyundan sıkılacak, zarar görecek ve en nihayetinde hakikatin peşine düşecektir.

Üstad Sezai Karakoç bu çağı “sorumluluk çağı” olarak tarif ediyor. Ve inanan kişilerin görevini -bizzat Kur’an’dan işaretle- “her devirde, hayırlı bir topluluğun, toplumu yaşatma görevi” olarak tanımlıyor ve şunu salık veriyor: “Elinizle ve dilinizle düzeltemediğiniz şeyler varsa Efendimiz’e kulak verin ve kötülüğe alışmadan ona buğzedin.”

Yani “dinlemek, anlamak, yorumlamak ve çürütmek” şeklinde formülize ettiğimiz hitabet taktiğine, bütün bu süreç boyunca sürekli “reddetme” ve “alışmama” fiillerini de ekliyor.

Bugün geldiğimiz noktada, bütün dünyaya karşı hür bir şekilde hakikati dile getirebiliyor ve hayal oyununu elimizle bozmaya muvaffak olabiliyorsak; bunun nedeni, bütün bu süre boyunca buğzetmeyi becerebilmiş olmamızdır. Bu günleri gösteren Rabbimize ne kadar şükretsek az!

 

Paylaş