Yazmak ya da Yazamamak İşte Bütün Mesele Bu!

Genç Okur - Hayatımın Bilgisi

Yunus Yıldız / Hayatımın Bilgisi

 

Bilirsiniz herkes bir zamanlar yazmaya heveslenmiştir. Ben de tıpkı benden önce heveslenenler gibi aldım kalemi elime. Masamın üzerindeki dağınık halde duran ne varsa bir kenara toparladım. Avizedeki lambaları söndürüp masa lambasını açtım. Masa lambasının ışık ayarını da birazcık kısıp bilgisayardan güzel fon müzikleri aramaya başladım. Bulduğum parçalardan bir liste oluşturdum. Bir top A4 kâğıdını ve kalemliğimi masamın üzerine bıraktım. Ardından kısık seste oluşturduğum fon müziği listesini açtım. Ve yazmaya başladım.

“Kuşlar ne kadar güzel uçuyor.”

Evet, kuşlar uçuyor ama ne için uçuyor, nereye gidiyor? Bir anlam içermiyordu benim için.  Hiç güzel olmadığını düşünerek, yazdığım kâğıdı buruşturup masanın altına attım. Yeni bir A4 kâğıdı aldım.

“Bulutlar havada geziniyor. Ne kadar da güzeller.”

Bunu da buruşturup attım. Olmuyordu, bir şeyler eksikti. Yatağımın yanına geçtim ve uzaktan masama baktım. Her şey elverişliydi aslında. Karanlık oda, masa lambası, kısık sesli fon müziği… Aslında her şey mükemmel görünüyordu. Ama bir türlü yazmayı beceremiyordum. Mutlaka eksik bir şey olmalıydı. “Ne acaba?” diye düşünürken birden geldi aklıma. Eksik olan şey ilham! İlham önemli tabi. İlham olmazsa olmaz. Birçok film ve dizide de görmüştüm, ilham olmadan yazmak ne mümkün! Ben de hemen ilhamı aramak için işe koyuldum.

Hikâyenin devamı Genç Okur’un Şubat 2018 sayısında…

Paylaş