Öğrenilmesi gereken ilk dil!  

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

‘İletişim çağı’nda anlaşmazlık, ‘özgürlük çağı’nda mutsuzluk… Demek ki ne birinin ne de diğerinin hakikatte bir karşılığı yok.

İletişim araçlarının gelişmesi bizi aldatmasın sevgili okur. Derdini anlatamadıktan sonra ha kâğıt kullanmışsın ha görüntülü arama yapmışsın!

Düşüncesizce davranmanın adına özgürlük demeleri de üzerinde durulacak bir mesele değil hani. Sen de durma, geç!

Bir yerden geçersen başka bir yere gidersin, biliyorsun. Peki, sen nereye gidiyorsun?

Bak, bu soru önemli işte. Bu soru, Cenâb-ı Hakk’ın sorusu. Şaşırmış bir şekilde sağa sola koşuşturan insanoğlunu kendine getirecek, olduğu yere mıhlayacak bir soru: “Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir, 26)

Batılı bilim insanlarına bakarsak, her geçen gün iyiye gidiyoruz. Çünkü onlara göre bizden öncekiler bizden daha gerideydiler… Nasıl akıl ama!

Hakikatte ise geriye gidiyoruz. Zamanda değil ancak insanlıkta, nezakette, zarafette…

Eğer siz de anlaşılamadığınızı düşünüyorsanız, herkesin kabalaştığını hissediyorsanız, her şeyin estetikten yoksun ve mekanik bir hale geldiğini görüyorsanız doğru yerdesiniz demektir. Çünkü siz insansınız ve diğer milletlerde olmayan bir insanlık dilinin, gönül dilinin varislerisiniz.

Batılılar kastan, kemikten, mekanikten geçip kalbe, ruha ulaşmayı başarırlarsa -ki hiç sanmıyorum- o zaman aslında ne kadar geriye gittiğimizi onlar da anlayabilecekler.

Ama siz onları beklemeyin, zaman kaybedersiniz. Onları beklemeyin, yorulursunuz. Onları beklemeyin, üzülürsünüz!

Siz, mirasınıza sahip çıkın. Bütün dillerden önce gönül dilini öğrenin. Öğrenin ki dünya daha güzel bir yer haline gelsin.