Gerilim Dolu Bir Kar Macerası

Genç Okur - İhtimâlcan

Şubat tatili gelip çatmıştı. Bütün bir dönem boyunca 15 günlük yarıyıl tatilinin hayaliyle yanıp tutuşuyorduk. Çünkü yarıyıl tatilinde Kartepe’ye kayak yapmaya gidecektik.

Üç yakın arkadaşım ve ben dönem başında sözleşmiştik. Bütün dönem boyunca harçlıklarımızı biriktirmiştik. Nihayet beklediğimiz gün gelmişti. Önümüzde karın keyfini çıkaracağımız keyifli bir hafta vardı.

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Kartepe’ye vardık. Sırada kar tatilimizi geçireceğimiz otele gitmek vardı. Her yer bembeyazdı. Üstelik kar sinsi sinsi yağmaya devam ediyordu. Akşam haberlerinde gördüğüme göre bu gece çetin geçecekti. Tipi şeklinde yağacak kar yağışının hayatı felç edeceğinden bahsediyordu çünkü spiker. Bizse adeta karın merkezine yolculuk yaparak büyük bir risk alıyorduk.

Bir patikaya gelmiştik ki bizi taşıyan servis şoförü birden söylenmeye başladı: “Geldik sayılır. Yolun bundan sonrasını yürüyerek devam edin.”

Bu sözüne itiraz edip bizi otele kadar bırakmasını söylesek de inat etti. Minibüsüm oraya gitmez de gitmez, diye söylenip durdu.

Mecbur, minibüsten inip otelimize doğru yürümeye başladık. O sırada kar yağışı da şiddetini artırdı. Spiker doğru söylüyor olsa gerekti. Ama, hiç olmazsa biz otele girene kadar fırtına çıkmasaydı.

Neyse ki çok geçmeden arkadaşım Cüneyt oteli görmüştü. “Yaşasıınnnnnn… Oteli gördüüüüüm. İşte oradaaaa…” diye bağırmaya başladı. Ama o da ne? Bağırmanın şiddetiyle tepeden kocaman bir çığ üzerimize doğru düşmeye başladı. Yapacak bir şey yoktu, koşmaya başladık. O buz gibi havada kan ter içinde kaldık. Ne kadar uzun süre koştuğumuzu varın hesaplayın. Fakat çığ gittikçe yaklaşıyordu. İleride mağara gibi bir yer  gördüm. Arkadaşlarıma orayı işaret edip mağaraya girmelerini söyledim.

Çığ tam bizi yutacakken o mağaraya girmeyi başardık. Biz girdikten sonra da mağaranın girişi karlarla kapandı. Üstelik mağaranın içi zifiri karanlıktı. Mağaranın buradan başka bir çıkışı olup olmadığını bilmiyorduk.

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihtimal:

Bir süre dinlendikten sonra Cüneyt’in aklına bir fikir geldi: “Ateş yakıp mağaranın girişindeki kar kütlelerini eritelim” dedi. İlk başta saçma gelse de sonradan bu fikir aklımıza yatmıştı. Sırt çantamızdan çıkardığımız kıyafetlerden birini feda edip çakmakla yaktık. Etraf aydınlanınca mağaranın içinden kuru dal parçaları toplamaya başlayıp ateşi harladık. Ateş mağaranın içindeki oksijeni tüketmeye başladı. Ateşten çıkan zehirli dumanı solumamız da cabasıydı. Sonra uyandığımızda kendimizi otelde bulduk. Neyse ki yaktığımız ateş bir işe yaramıştı. Duman mağaranın küçük bir deliğinden çıkmış ve dumanı gören arama kurtarma ekibi bu sayede bulmuş bizi. Ne diyelim, verilmiş sadakamız varmış!

Diğer ihtimaller ve yorumlar Genç Okur’un Şubat 2018 sayısında…