Dondurmanın Hakikisi Nasıl Anlaşılır?

Genç Okur - Alışveriş Rehberi

Alışveriş Rehberi / İbrahim Tolga Memika

 

Yaz aylarında serinletici bir şeyler yiyip içmek isteriz. Yazın vazgeçilmez yiyeceği olan dondurmayı hemen hemen hepimiz çok severiz. İstatistikler bile bu konuda yanılmıyor. Ülkemizde kişi başı tüketilen dondurma miktarı yılda 4.1 litreymiş. Üç dört ayda bu miktarlarda tükettiğimiz dondurmalar yakından incelenmeyi fazlasıyla hak ediyor.

 

Dondurmanın tarihçesi

Bilinen ilk dondurma M.Ö. 4. yüzyılda Romalılar tarafından top haline getirilen karın üstüne meyve, bal, pekmez koyularak yapılmıştır. Bu karışıma süt koyma fikri Çinlilere aittir. Bizim tarihimizde ise karsambaç olarak karşımıza çıkar. Kar kuyularından alınan kara; süt, meyve ve şeker ilave edilirmiş. Tarihin her sayfasında izi olan atalarımız dondurma konusunda da imzalarını atmışlar. Bu karışıma sahlep yani yabani orkide koymuşlar, süt olarak da Maraş dağlarındaki keçilerin sütünü ekleyince dondurma tarihinde yeni bir çağ açmışlar.

 

Dondurma mı buzlu bir yiyecek mi?

Yıllar geçmiş, bizim Maraş dondurmamız saflığını korurken marketlerde paketlere giren diğer dondurmalar maalesef kendini koruyamamış; hatta dondurmalıktan çıkmıştır.

Bir tane paket dondurmayı alalım ve içindekiler kısmına bakalım. Orada ne yazmasını bekleriz? Süt, şeker, sahlep veya başka tat verici bir madde. Ama bu paketlerin içindekiler kısmı paragraf sorusu gibi! Çok ilginçtir, çoğunda sütten başka her şey var. Yağsız süt tozu, süt kreması, peynir altı suyu tozu, süt proteini vs. gibi maddeler ile sütün yeri doldurulmaya çalışılmış. Şeker yerine, tatlandırıcı olarak ne kullanıldığını artık hepimiz biliyoruz: Glikoz fruktoz şurubu! Ve bununla birlikte dondurmalarda türlü türlü yapay renklendiriciler ile kıvam arttırıcı, koruyucu katkı maddeleri kullanılmaktadır. Bunların hangilerinin helal, hangilerinin şüpheli olduğunu dikkatlice gözden geçirmemiz de gerekmektedir.

Yazının devamı Genç Okur’un Temmuz 2017 sayısında…