15 Temmuz’u kimler anlayamaz?

Zaferi tartışmak zordur. Çünkü her şey olup bitmiştir bir şekilde.

Zaferi anlamak da zordur. Çünkü uğruna mücadele edilen şey elde edilmiş, düşmandan saklanan şey kurtarılmıştır bir kere.

Bir zaferi anlamanın en iyi yolu nedir öyleyse? Nasıl bir bakış açısı gerek bizlere?

Elbette yenilen tarafın gözüyle bakmak gerekir savaşa. Yenilenin ne boyutta kayıplar verdiğine, hangi heveslerinin kursağında kaldığına odaklanmak gerekir.

15 Temmuz, bizim olan vatanın zaten bizde kalması meselesidir. Düşmandan sakındığımız şeylerin Allah’ın yardımıyla kurtarılması meselesidir. En önemlisi de kim bilir kaç ‘bin yıl süreceği’ düşünülen bu alçak saldırı, yalnızca bir gecede toprağın altına gömülmüştür. Bu yüzden ne denli büyük bir zafer kazandığımızı bizler anlayamayız!

Kaybedenler açısından tablo nasıldır peki?

Bir defa Türkiye’nin sonsuza kadar yalnızca millete ait olduğunu anladılar. Halbuki kendilerinin zannediyorlardı!

İkincisi, bizim sayemizde, dünyadaki herkes darbeleri nasıl püskürtebileceğini öğrenmiş oldu. Yani artık darbe, etkili bir silah olmaktan çıkmış oldu.

Dahası kırk yıl yatırım yaptıkları büyük terör örgütü FETÖ bir gecede çöktü. Bu, Titanic’in batışından daha feci bir olaydı.

En önemlisi de tezgahlarını kurdukları toprakların asıl liderini dipdiri bir şekilde karşılarında görmenin şokunu yaşadılar. Bu, Firavun’un Musa aleyhisselâm ile karşılaşmamak için bütün bebekleri katletmesine rağmen, kendisiyle yüzleştiği andaki yaşadığı şok hali gibiydi.

Evet, 15 Temmuz’u gerçek anlamda biz anlayamayız belki ama anlaması gerekenler fazlasıyla anladılar!