15 Temmuz Destanı’nı Unutma, Unutturma!

Önemli hadiselerin hep tarihin derinliklerinde kaldığını zannederiz. Şanlı ecdadımızın kurdukları cihan devletlerinin, yetiştirdikleri kahramanların, üç kıtada koşturulan atların... Sonra bir de kendimize bakıp “Biz kim, ecdadımız gibi olmak kim?” deriz...

Genç Okur - 15 Temmuz Destanını Unutma, Unutturma!

Dosya / Ali Sözer

 

Önemli hadiselerin hep tarihin derinliklerinde kaldığını zannederiz. Şanlı ecdadımızın kurdukları cihan devletlerinin, yetiştirdikleri kahramanların, üç kıtada koşturulan atların… Sonra bir de kendimize bakıp “Biz kim, ecdadımız gibi olmak kim?” deriz.

Malazgirt Ovası’ndan geçen kahramanları, Haçlılara karşı iki asır direnen Seyyid Battal ve Kılıç Arslanları, şarkın en sevgili sultanı Selâhaddin-i Eyyûbî’yi, İstanbul’u fetheden güzel komutan ve güzel askerleri, “Biz hâlâ Osmanlıyız” diyen Çanakkale kahramanlarını düşünürüz de kendimizi beğenmeyiz.

Tarihimizin her bir sayfası kahramanlıkla doludur. Sadece düzenli ordular halinde değil, milletçe de büyük ordulara karşı direndik, düşmanı püskürttük. 93 Harbi’nde, Erzurum Aziziye’de milletçe hep birlikte savaştık. Kadın erkek, yaşlı genç… Sonra Maraş, Urfa, Antep’ten Fransızlar’ı sürdük. Ve daha niceleri…

Tarih bizden uzak değil, biz de tarihten… 15 Temmuz 2016’da yaşadıklarımız tarih kitaplarında okuduğumuz kahramanlık destanlarından bir destandı. Üzerinden tam bir yıl geçmişken yeniden analım 15 Temmuz’u… Nasıl anlamamız gerektiğini ve bu ruhu yarına nasıl bırakacağımızı konuşalım.

 

15 Temmuz neydi?

Asırlardır milletimize düşman olan güçlerin, türlü oyun ve hilelerle ülkemize, vatanımıza, milletimize karşı hain bir saldırısıydı. Büyük bir hınçla doğrudan halkın iradesine karşı bir darbe yapılmak istenmişti. Çünkü bu ülke, bu halk gün geçtikçe güçleniyordu.

15 Temmuz’da aziz milletimiz Cenâb-ı Mevlâ’nın yardımıyla bu saldırıları bertaraf etti. Ne kadar şükretsek azdır.

 

Ya gerçekleşseydi?

Hatırlayalım: 15 Temmuz 2016, Cuma günü… Vakit geceye doğru akıyor. Güzel ülkemizin güzel insanları sıradan bir geceye hazırlanırken hainler harekete geçiyorlar. Sadece içimizdeki hainler değil, pusuya yatmış bütün düşmanlarımız alçak planın gerçekleşmesini bekliyorlar. Vakit ilerledikçe, halkımız destansı bir kahramanlıkla tanklara, uçaklara, silahlara direndikçe iyice çirkinleşiyorlar.

Düşünelim, ya darbe gerçekleşseydi! Nice yıldır biriken devlet tecrübemiz ve her alandaki gelişmeler heba olup gidecekti. Nice mazlum sahipsiz kalacak, ecdadın şanlı yurdunda sırtlanlar kol gezecekti. Kim bilir belki de Türkiye ikinci bir Mısır, ikinci bir Irak, ikinci bir Suriye haline gelecekti. Uluslararası kamuoyu ise biz böylesi bir durumdayken kendi hesaplarını rahatça gerçekleştirmenin keyfini sürecekti. Acınacak hale gelecek, üçüncü sınıf insan muamelesi görecek, öz yurdumuzda garip kalacaktık, öz vatanımızda parya…

Yazının devamı Genç Okur’un Temmuz 2017 sayısında…