Evliyalar Yurdu: Özbekistan

Bazı yerler vardır ki yalnızca bir toprak parçasıyla, yeraltı kaynaklarıyla, jeopolitik konumuyla, sahip olduğu iş gücü potansiyeliyle anlamlandıramazsınız...

Genç Okur - İslâm Coğrafyası

İslâm Coğrafyası / Taceddin Aslan

 

Bazı yerler vardır ki yalnızca bir toprak parçasıyla, yeraltı kaynaklarıyla, jeopolitik konumuyla, sahip olduğu iş gücü potansiyeliyle anlamlandıramazsınız. Bütün bunların çok ötesinde, o topraklarla bir bağ, bir köprü kurmuşsanız ancak gönlünüzde oraya bir yer açabilmişsinizdir. Özbekistan da yalnızca bu bağları kurabildiğinizde sizin için anlamlı olabilecek ülkelerden biri.

 

Nerede?

Orta Asya’da; Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan’ın arasında, denize hiç kıyısı olmayan bir ülke Özbekistan. Başkenti olan Taşkent’in yanında, birçok tarihi şehre, burada yaşamış birçok ilim adamına ve büyük mutasavvıflara ev sahipliği yapıyor.

 

Tarihi

Türk kabilelerinin yurdu olan bu topraklar 8. yüzyılda yavaş yavaş müslümanlaşmaya başladı. 10. yüzyılda tasavvuf mayasıyla latif bir medeniyetin kurulması Özbekistan’ı dünyada ilmin beşiği haline getirdi. İpek Yolu’nun güzergahında yer alıyor olması ise bu toprakları bir cazibe merkezi haline getirdi.

14. yüzyılın başında bir Moğol boyu olan Altınorda Devleti bu topraklara hâkim oldu. İşte Özbekistan, ismini Altınorda Devleti hükümdarı Özbek Han’dan alıyor. Rivayetlere göre Özbek Han askerlerine “Özbeklerim!” diye hitap edermiş. Halihazırda ordu-millet olan Özbek Türkleri, bu ismi benimsemişler ve bugüne getirmişler.

1365 yılında Timurlar Özbekistan bölgesine hakim oldu. Semerkant, başkent yapıldı. Bu dönemde Özbekistan ilim ve tasavvufta dünya üzerinde merkez haline geldi.

14. yüzyıl sonlarında bölgede Timurların hakimiyeti kırıldı ve Özbek Türkleri, Özbekistan bölgesine tekrar hakim oldu. 19. yüzyıla kadar çeşitli hanlıklara ev sahipliği yapan Özbekistan, 19. yüzyılda Çarlık Rusya’nın işgaline uğradı. Özbek halkı mücadelede bulunduysa da Rus işgalinin önüne geçilemedi.

1917 Bolşevik devrimi esnasında Özbekistan kısa bir süreliğine bağımsızlığını kazandı. Fakat 1925 yılında Sovyet baskı karşısında direnemeyip Sovyet Rusya’ya bağlı özerk bir cumhuriyet haline geldi. Tüm dünyayı inim inim inleten Sovyet zulmü bu topraklarda da tüm şiddetiyle yaşandı. Bu dönemde yaşanan dini ve ekonomik sıkıntılar bir tarafa, siyasal baskılar o kadar fazlaydı ki insanlar çocuklarına Türkçe isim dahi veremiyordu.

1991 yılında Sovyetlerin yıkılmasıyla Bağımsız Özbekistan Cumhuriyeti kuruldu. Bu tarihten itibaren Özbekistan; ekonomik, siyasal ve askeri bakımdan önemli ölçüde mesafe kat etti.

Yazının devamı Genç Okur’un Haziran 2017 sayısında…