Gül, Nergis, Lale; Bahar Pek Bir Şahane

debiyat öğretmenimiz Nabi Fuzulioğlu bir hışımla sınıfa girdi. “Çocuklar kalkın kalkın kalkın! Hayır sen otur, sen kalk, sen yat yere, sen kalk...

Genç Okur - İhtimâlcan

Edebiyat öğretmenimiz Nabi Fuzulioğlu bir hışımla sınıfa girdi. “Çocuklar kalkın kalkın kalkın! Hayır sen otur, sen kalk, sen yat yere, sen kalk. Hayır hayır hepiniz sınıftan çıkın. Kovuyorum sizi. Ah! Çocuklar! Çok gerginim. Şimdi herkes toparlansın ve okulun arka bahçesine insin. Çabuk çabuk çabuukkkk!” diye bağırıp sınıftan tekrar hışımla çıktı.

Sınıftaki öğrenciler olarak öğretmenimizin bu tavrını görünce çok şaşırdık ve korktuk. Şaşırmamızın sebebi normalde çiçek gibi naif bir insan olan Nabi Fuzulioğlu’nu bu kadar sinirli görmemiz; korkmamızın sebebi de bir delilik yapıp hepimizi sıra dayağına çekme ihtimâlini düşünmemizdi!

Tek sıra halinde okulun arka bahçesine indik. Bahçeye indiğimizde gördüğümüz manzara bizi daha çok şaşırttı. Nabi hoca makosenlerini ve çoraplarını çıkarmış, pantolon paçalarını üste doğru kıvırmıştı. Yüzünde rahatlamış bir ifade vardı, gerginliğini bahçedeki toprağa basarak gidermişti galiba.

Peki, bundan sonra ne oldu?

 

Birinci ihtimâl:

Yaklaşık iki dakikadır Nabi Hoca’nın suratında Badi Ekrem karakterinin “Funk Hu” yaparkenki gevrek yüz ifadesi vardı. Neler olup bittiğine anlam veremedik. Açıkçası öğretmenimizin akıl sağlığını kaybettiğini düşündük. Nabi hoca birden o donuk ifadeden kurtuldu ve koşmaya başladı. Bir o yana, bir bu yana koşuyordu. Bir sağa, bir sola zıplıyordu. Bahçede birden beliriveren tramboline çıktı ve zıplamaya başladı. Zıpladı, zıpladı, zıpladı veeee… O kadar zıpladı ki gökyüzünde kayboldu!

Derken uyandım. Gördüklerim rüyadan ibaretmiş. Kafamı kaldırdığımda Nabi Hoca’yla göz göze geldim. Durduk yere eksi verdi sözlü notuma, iyi mi? Keşke bu da rüya olsaydı!

Diğer ihtimaller ve sonuçları Genç Okur’un Nisan 2017 sayısında…