Kazak Giyenler, Giyemeyenler ve Alternatif Çözümler

Genç Okur - Süper Babaanne

Dört mevsimi yaşayan yurdumuzun nasipli çocukları, giyinmenin hakkını veren güzel evlatlarım! Mevsimler değiştikçe giyim şeklimiz ve ihtiyaçlarımız da değişir. Her birimiz farklı özelliklere sahip olup başka başka tarzları benimsesek de giyimden ana beklentilerimiz içinde yer alan “bizi dış unsurlardan koruma, ısıtma, serinletme” işlevini yerine getirsin isteriz kıyafetlerimiz. Bu konforu elde edebilmek için de kumaşların dilini -her zaman söylediğim gibi- bilmeli, mevsimsel ihtiyaçlara ve bedenimizin kendi termometresine göre giyinmenin formülünü çözmeliyiz. “Mevsime göre giyinmeyi anladık da nedir bu beden termometresi?” diye soracak olursanız, hemen cevabını vereyim ve konuya hızlı bir giriş yapmış olayım.

Her vücudun kendi normal ısısı, kendine has yapısı var

Kimi kışın kalın kazaklar giymeden yapamaz, evde de her daim bir süveter yahut yelekle yakın arkadaş olur; kimi ise yünlü kumaşlara, kazaklara yaklaşamaz bile, soğuk havalarda da ince ama kat kat giyinmeyi tercih eder. Kişisel tercihlerimizin, soğuk ve sıcak algımızdaki farklılıkların pek çok sebebi olabilir yavrularım. Dilerseniz şimdi bu sebeplerden en önemlilerini sıralayalım:

  1. Yaş, cinsiyet gibi temel sebepler

Yetişkin bir insanın normal vücut sıcaklığı 35-37.7 değerleri arasında olsa da soğuktan etkilenme ve ısıyı algılama hassasiyetinin kişiden kişiye değiştiğini söylemek durumundayız. (Bebekler yetişkin insanlara göre birer kat daha fazla giydirilir, kadınların vücut ısısı da erkeklerden daha fazladır.) Örneğin ben, babaanneniz olarak hiç sıcağa gelemiyorum çocuklarım. Genelde ellerim ayaklarım da öyle soğuk değildir, vücut ısısı yüksek olanlardanım. Ama bazı yaşıtım teyzeleriniz var ki patiksiz, yün yeleksiz yapamaz. E, onları da anlamak lazım. Hele ki yaş ilerleyince soğuktan daha fazla etkileniyor, kemik ağrıları çekiyoruz. Nihayetinde abartmadan da olsa vücudu sıcak tutmak lazım…

Yazının devamı Genç Okur’un Ocak 2019 sayısında…