Elhamra: İslâm Medeniyetinin Batı Kanadında Bir Yıldız

Genç Okur - Mühendislik Harikalarımız

Mühendislik Harikalarımız / Muhammed Fatih Kılıçaslan

Yaşadığımız çağda Endülüs pek bilinmez… Bilenler ise Endülüs bahsi geçince derin bir ‘ah’ çeker… Endülüs’ün hasret ve özlemle anılmasının sebebi ise müslümanların şehit kanı ve kılıç hakkıyla adım attıkları topraklardan, son ferdine kadar çıkarılmalarıdır elbette. Hele ki o bölgelerde, o gün bugündür benzeri kurulamamış bir medeniyetin yıkılmış olması telafi edilemez bir yara açmıştı İslâm aleminin bağrında…

Elhamra Sarayı’nın hazin hikâyesi

Bu  yüksek medeniyetin en parlak yıldızı Elhamra Sarayı idi. Saray, adını, yapısında kullanılan, kurulmuş olduğu diyarın kızıla çalan toprağından almaktadır. Arapça ‘ahmer’ yani ‘kırmızı’ kelimesinden türemiş olan Elhamra’nın hikâyesi oldukça dramatiktir…

13. yüzyılın başlarında Endülüs müslümanlarının düzeni bozulmuş, iç karışıklıklar almış başını gitmişti. Düşman günden güne ilerlemiş ve maalesef başkent Kurtuba düşmüştü. Bu tam anlamıyla Endülüs İslâm Devleti’nin yıkılışı demekti. Müslümanlar yaşanan onca yıkımın altında ezilmiş yeni çareler ararken Gırnata’da Benî Ahmer Devleti’nin kurulduğunu duymuşlardı. (Bu devlete, kurucusu Muhammed bin Nasr’dan dolayı Nasırî Devleti de denmektedir.) 250 yıl kadar yaşayacak olan bu devlet, Endülüslü müslümanlar için tam bir çekim merkezi ve haçlı zihniyetiyle hareket eden hıristiyanlara karşı bir direnç noktası olmuştu.

Yazının devamı Genç Okur’un Ocak 2019 sayısında…