Ateşin Bilinmeyenleri

Genç Okur - Meraklı Adam

Geçenlerde bir arkadaşım ilçemizdeki izcilik kulübünün kış izci kampı düzenleyeceğini söyledi. Kampa kendisinin katılacağını ve beni de götürmek istediğini söyledi. İzcilik kamplarına özel ilgim olduğu için teklifini kabul ettim. Sabırsızlıkla beklediğimiz kamp günü geldiğinde hazırlıklarımızı tamamlayıp kamp alanına gittik. Kamp ateşini yaktık. Hava karardıkça soğuyor biz de üşüdükçe daha büyük bir ateşe ihtiyacımız var deyip ateşe odun taşıyorduk. Nitekim biraz olsun ısındığımızı hissettiğimizde, sıra ateşin karşısına geçip dinlenmeye gelmişti. Kimseden çıt çıkmıyor herkes ellerini ve ayaklarını ateşe doğru uzatmış ısınmaya çalışıyordu. Ben de patlayan mısır gibi ses çıkararak yanan odunları izliyor, dalıp dalıp gidiyordum. Böyle sessiz ortamlarda çoğunlukla kafama bir şey takılır benim. Öyle de oldu! Ateş denilen şeyin ne olduğu düşüncesi, merakımı cezbeden ilk şey oldu. Isınabilmek adına büyük bir ateş yakabilmek için bu kadar çok uğraşacağımıza ateşin sıcaklığını arttırmanın mümkün olup olmadığı düşüncesi beni daha da meraklandırmıştı. Kamp ateşi kırmızımsı bir renkteyken ocaktaki ateşin rengi neden maviydi? Yoksa bana mı öyle geliyordu? Ayrıca sizin nasıldır bilemiyorum ama ateş denince aklıma ilk olarak cehennem ateşi geliyor, onunla beraber de koskoca bir soru işareti…

 

Ateş nedir?

Ateş, Farsça kökenli bir kelimedir ve yakmak, tutuşturmak fiilinden türetilmiştir. Eski Türkçede ateş yerine od kelimesi kullanılırmış. Tanımına gelecek olursak, malzemenin çok hızlı bir şekilde oksijenle tepkimeye girerek ortaya ısı, ışık ve çeşitli ürünler çıkması olayına ateş denir. Ateş oluşumu sonrası ayırt edici iki özellik ortaya çıkar: Biri renk, diğeri ısı. İşte merak edilecek başka bir şey daha… Madem yanma için oksijen gerekiyor, o halde uzayda oksijen olmadığına göre Güneş’te nasıl yanma oluyor?

Yazının devamı Genç Okur’un Ocak 2019 sayısında…