100 yıllık resmimiz

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

Dünya savaşlarını başlatanların ekonomik nedenlerden başka hiçbir gerekçeleri yoktu. Onlar için dünya kocaman bir pazar ve hammadde kaynağından başkası değildi. İnsan ise ya köle yahut müşteri…

Elbette bu, daha önceki savaşlarda ekonomik nedenlerin olmadığı anlamına gelmiyor. Ancak o savaşlarda şan, şeref, adalet gibi gayeler bir şekilde dile gelebiliyordu. Gelgelelim dünya savaşlarında bunların hiçbirinden bahsedemiyorsunuz.

Yine tarihteki diğer savaşlar için “bu savaşı şunun için yaptık”, “bu savaşın şöyle makul sonuçları oldu” gibilerinden sözler sarf edebiliyorsunuz. Fakat dünya savaşlarında böylesine yorumları yapanlara pek rastlayamazsınız. Yalnızca savaşlara odaklanılır, cephelerden, taktiklerden, ölen insan sayısından bahsedilir. Çünkü bu savaşların hiçbir makul gerekçesi ve neticesi olmamıştır.

Ne olmuştur peki? Nasıl ki dünya savaşları, daha önceki bütün savaşlardan farklı ve toplamından daha yıkıcı olmuşsa, neticeleri de daha öncekilerin neticesinden farklıdır ve yıkıcıdır. Çünkü eskiden tarihleri devam eden yahut sona eren devletler vardı. Bu savaşlardan sonra devam eden şey devletler değil anlayış olmuştur. Tümüyle dünyevi, tümüyle çıkarcı, devletlerin şirket devlet olarak hareket ettikleri bir anlayış…

Anlayış diyorum; bir konsept, bir telakki, bir zekâ ve kavrayış düzeyi, bir hoş görme biçimi, bir zihniyet olarak anlayış… Peki bu anlayış insana nasıl tesir ediyor? Açık konuşmak gerekirse bu anlayış insanı sarhoş ediyor, zihnini bulandırıyor, dilini bulandırıyor, gönlünü bulandırıyor, midesini bulandırıyor! Arada bir yaptığı doğru çıkışlarsa bir sarhoş narası olmanın ötesine geçemiyor.

Peki ne lazım? Tövbe etmek lazım, soğuk suyla güzel bir abdest almak, şuur tazelemek, namaza durmak, ahireti hatırlamak, sahip olduğumuz değerlerle sıkı bir bağ kurmak ve yola koyulmak lazım. Bütün insanlar için elbette ama önce kendimiz için!

 

Paylaş