1. Dünya Savaşı: Yoksa Hâlâ Sürüyor mu?

Genç Okur - 1. Dünya Savaşı: Yoksa Hâlâ Sürüyor mu?

Dosya / Ahmet Sözer

  1. Dünya Savaşı’nın Tarafları, Gerekçeleri ve Neticesi

 

  1. Dünya Savaşı aslında Avrupa’nın savaşıdır. Kendilerini tüm dünya olarak görüp dünyanın kalanını da sömürgeleştirilecek doğal kaynak alanı ve insan gücü deposu sayan büyük güçler, bu savaşa bu nedenle 1. Dünya Savaşı demiştir. Savaşın sürdüğü yıllarda Batı’da “Büyük Savaş” (The Great War) denirken biz de Harb-i Umumî (Genel Savaş) denmiştir. Ancak dünyanın her kıtasında az çok savaşıldığı, savaşa katılmayan çoğu ülkenin Avrupa devletlerine asker sağladığı ve en önemlisi de önceki hiçbir savaşta olmadığı kadar insanın öldüğü düşünülürse “Dünya Savaşı” adının konmasında doğruluk payı da var.

Beklenen gerçek, tahmin edilemeyen hal

Savaş öncesinde başta Avrupa kıtası olmak üzere hemen hemen tüm dünya tam bir barut fıçısı haline gelmişti. Devletlerarası sürtüşmeler ve karşılıklı hak iddiaları ve sık sık çıkan savaşlar aşırı bir silahlanma yarışına yol açmıştı. Hemen herkes bir savaşın çıkacağını tahmin ediyor, dahası bekliyordu. Bu bekleyiş bir öngörü olduğu kadar, herkesin kendi hakkı olarak gördüğünü elde etmesi için gerekli saydığı bir beklenti idi. Fakat kimsenin beklemediği şey, savaşın bu kadar çok sahaya ve ülkeye yayılması, uzaması ve korkunç bir hal alması idi.

Dosya / Ömer Ertürk

  1. Dünya Savaşında Osmanlı Devleti’nin Savaştığı Cepheler

Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı sırasında Anadolu’dan Filistin’e, Balkanlar’dan Arabistan’a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan cephelerde savaşmıştır. İtilaf devletleriyle savaştığı bu cepheleri; taarruz, savunma ve yardımcı cepheler olmak üzere üç grupta inceleyebiliriz.

  1. Taarruz Cepheleri

Kafkas Cephesi

Kafkas Cephesi, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda açtığı ilk cephedir. Bu cephenin açılış amacı; 93 Harbi’nde kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum’un Ruslardan geri alınması ve Orta Asya Türkleri ile birleşip Türk Birliği’ni kurmaktır. Bu cephede karşımıza çıkan en önemli tarihî vaka ise hiç şüphesiz Sarıkamış Harekâtı’dır. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa’nın amacı; 3. Ordu’nun emrinde bulunan 9, 10 ve 11. Kolordular ile Rusları bir çember içine alıp yenmekti. Fakat hem 3. Ordu komutanı Hasan İzzet Paşa’nın harekâtın bahara ertelenmesi teklifinin geri çevrilmesi hem de 10. Kolordu komutanı Hafız Hakkı Paşa’nın verilen emrin dışında hareket etmesi sonucu, bu harekât başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Söylendiği gibi Sarıkamış Harekâtı’nda 90 bin askerimiz donarak şehid olmamıştır. Zira 3. Ordu’nun toplam asker sayısı neredeyse bu kadardır. Bu harekâtta soğuk, açlık, hastalık nedenleriyle toplam 35 bin civarında şehid vermişizdir. Bu cephe 1917 yılındaki Rusya devrimiyle birlikte kapanmıştır.

Dosya / Murat Aydoğdu

  1. Dünya Savaşı’nın Ardından

1918 sonbaharı dünyanın o güne kadar gördüğü en kapsamlı ve yıkıcı savaşın sona erdiği mevsim oldu. Oldukça geç girdiği sömürgecilik yarışında kendisini yaya hisseden Almanya, Asya ile Afrika’yı parsellemiş bulunan İngiliz – Fransız – Rus üçlüsüne kafa tutmuş, kurulu düzeni sallamış ama yıkamamıştı. 1917’de taze Amerikan kuvvetleri sahaya girmese sonuç ne olurdu bilinmez ancak olan olmuştu ve şimdi Almanya ve müttefikleri kesilecek cezayı bekleyecekti.

İttifak devletlerinin savaş sonrası hali

Almanya kaos içindeydi. Mütareke imzalanacağının duyulmasıyla sağdan ve soldan darbe ve ihtilal girişimleri peşi sıra gelmeye başladı. Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiş monarşi yıkılmıştı. En büyük siyasal parti olan Sosyal Demokratlar ordu ile işbirliği yapıp bu girişimleri savuşturmayı başardı.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da artık tarihe karışıyordu. Çekoslovakya, Macaristan ve Sırp-Hırvat-Sloven adıyla üç ayrı devlet bağımsızlıklarını duyurdular. İmparatorluğun çekirdeğini oluşturan Almanlar da Avusturya Cumhuriyetini ilan edince Habsburg monarşisinin sonu geldi.

Dosya yazılarının devamı Genç Okur’un Ocak 2019 sayısında…