Akıllı telefonunu hala kırmadın mı?

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

 

Sosyal medya hesapları sayesinde gündemin içeriğine olduğu kadar diline de vakıf oluyoruz. Yalnızca uzmanının bildiği kavramları bile günlük dilde kullanabilir hale geliyoruz.

Üstelik buralardan epey espri malzemesi de çıkarmayı başarıyoruz. Elli lira borçlandığımız bir arkadaşımıza konkordato için müracaat edebiliyoruz mesela… Yahut küstürdüğümüz bir dostumuzdan şartlı af talebinde bulunabiliyoruz. Espri yapabilecek kadar özümseyebiliyoruz yani meseleleri.

İşin esprisinde problem yok ama gündemin dilini ve doğasını içselleştirmeye başlarsak başımıza ciddi işler alabiliriz. Son model cep telefonlarını kırmak gibi mesela… Allah’tan Almanlarla takışmadık da kimse arabasını kırmak zorunda kalmadı!

Cana geleceğine mala gelsin, gerçi. Gündemin doğasını anlayamadığımız için her geçen gün hayat damarlarımızdan kaç tanesini kesiyoruz, bir bilseniz! Kaç tane hayat veren kavramı bir çırpıda feda ediyoruz… Nasıl mı?

Bir bakıyorsunuz ABD başkanı Trump düşmanlığını ilan ediyor, bir bakıyorsunuz sarsılmaz dostluğunu… Bir bakıyorsunuz Ruslarla kafa kafaya gelmişiz, bir bakıyorsunuz el ele tutuşuyoruz… E, işin doğası böyle! Doğru. Peki ya dostluk denen şeyin asıl doğası da böyle mi?

Din, devlet, millet, ahlâk, erdem, sevgi, saygı, muhabbet, iffet, tecrübe, aile, çocuk, öğretmen, öğrenci, hoca, evliya, padişah… Kendi karşılıklarıyla hayatı daha anlamlı kılan neyimiz varsa gündemin ve dizilerin tesiriyle içleri boşalıyor. İçi boş kavramlarla koskoca hayatı idame ettirmeye çalışanları görünce de keşke yalnızca telefonlar kırılsaydı, diyoruz.

 

Paylaş