Aşk Lügatini Bilmeden Olmaz

Genç Okur - Şiir Dersleri

Şiir Dersleri / Ali Sözer 

Geçtiğimiz ay, “Klasik şiirin kapısından nasıl girilir?” demiş, sonra bu kapıyı tarif etmeye çalışmıştık. Diyelim ki bu kapıdan girdik. Sonrasında ne yapmamız gerekiyor? Eğer şiir bir ülkeyse, klasik şiir ülkesinin de kendine has bir dili vardır. Öyleyse bu ülkenin dilini bilmemiz, öğrenmemiz gerekir. Böylece konuşulanları anlayabiliriz. Tabi klasik şiirin Türkçeden ayrı bir dili var demek istemiyorum. Her ne kadar günümüz neslinin anlayamadığı Arapça ve Farsça kelimelerle yazılmış olsa da, ecdadımızın şiiri üzerine uzmanlaşmış olan hocaların dediği kadarıyla, klasik şiirimizi büyük ölçüde anlayabilmek için 300 civarı kelime öğrenmek yeterlidir. Nitekim bu kelimelerin birçoğu bildiğimiz kelimelerdir. Peki, “Bu kadar kolay ise, biz niye anlayamıyoruz?” diyecek olursanız, yine “O ülkenin dilini bilmekle alakası var” derim. Çünkü klasik şiir ülkemizin dili aşk dili, aşk lügatidir.

Her şeyi aşk ile ifade etmiş bir ecdadımız var. Yani derdini, davasını, hasretlerini, yokluğunu, çaresizliğini, ümitlerini hep aşk diliyle anlatmıştır. Eğer bu aşk lügatini çözersek, o ilk bakışta pek bir şey anlamadığımız şiirler, birden çok tatlı hikâyelere dönüşüverecektir.

Yazının devamı Genç Okur’un Nisan 2019 sayısında…