Ayarsız Gelecek Kaygısı Bugünü Bitirir!

Genç Okur - Ayarsız Gelecek Kaygısı Bugünü Bitirir!

Dosya / Mehmet Raşit Küçükkürtül

Rahatlıktan Kaç, Allah’a Sığın, Kaderini Sev

Hıristiyanlar gelecekte yaşarlar, yahudiler geçmişte… Müminler ise ‘şimdi ve burada’ yaşayanlar zümresidir. Hıristiyanlar (bilhassa katolikler) gelecekte yaşarlar çünkü onlara göre kilise, gelecekte yeryüzünü ele geçirecek ve “Tanrının Krallığını” yani Cennetin Krallığını kuracaktır. Yahudiler ise geçmişte yaşarlar. Geçmişte yani Süleyman Mabedi’nin kurulduğu o geçmişteki krallıkta, Yehud’tadır ülkeleri. Bu yüzden asırlardır vatansız olarak yaşıyorlar. Birini geçmişe, birini geleceğe bağlayan ise ahiret inançlarının kaybolması veya bozulmasıdır.

Bugün baskısı altında yaşadığımız modern Batı medeniyeti hıristiyan ve yahudilerin eliyle kurulmuştur. Müminler, gelişkin bir ahiret inancına ve bilgisine yönelmediklerinde bu medeniyetin kenarında, bağımlı ve uydulaşmış olarak yaşadıklarından pek çok siyasî ve sosyal sıkıntılara uğruyorlar.

 

Dosya / Psk. Dan. Kadriye Kadıoğlu

Kaygılarımız En Büyük Avantajımız Olabilir

Büyüklü küçüklü pek çok kaygıyla birlikte yaşarız hayatı. Yeni gündemler, yeni telaşlar, yeni hedefler… her biri yeni bir kaygı alanı olarak çıkar karşımıza. Bizi çalışmaya, tedbir almaya, bir şeyleri başarmaya iten şeyin adıdır kaygı. “Ya olmazsa, ya olmamışsa” dedirten, kesin bir rahatlıktan alıkoyan temel bir duygu… Ona ihtiyacımız var fakat onu nasıl yöneteceğimizi bilemezsek faydadan çok zararı olacaktır bizlere. Çok değil, şu on adımı alışkanlık haline getirebilirsek kaygılarımızı en büyük avantajımız haline getirebiliriz.

 

Dosya / Tacettin Aslan

Bugün Nasılsın Bakalım?

Biz gençlere “Geleceğin Teminatı” yakıştırması yapılırken genelde ihmal edilen bir şey var: Bugünümüzün unutulması… Bugün attığımız her adım, söylediğimiz her söz, okuduğumuz her cümle, dinlediğimiz her müzik gelecek binasını inşa eden tuğlalar vazifesi görüyor. Peki, bu binayı ne kadar sağlam inşa ediyoruz? Bu soruya yanıt vermek için kendimize sormamız gereken birtakım sorular var.  Bu soruların yanıtları ise başkasının hazırladığı cevap kâğıtlarında değil, yalnızca bizde bulunuyor.

 

Dosya / Selim Uğur

Tevekkülünüz Daim Olsun

İnsanoğlunun aceleci, sabırsız ve uzun emel sahibi olduğu bildirilmiştir. Etrafımıza baktığımızda bunun pek çok örneğini görürüz. Dışarıdan gözlemlediğimizde doğrusu pek de sevimli gelmez bu hasletler bize. Aceleci olmak ve sabırsızlıktan başlayalım mesela… Aceleci ve sabırsız olanlar, şartlar olgunlaşmadan hedeflerine bir an önce ulaşmak isteyen kimselerdir. Oysa hayatın bir akışı, rutini vardır. Bu rutin onların beklentilerinden daha yavaştır. Bu sebeple süreç içerisinde gerilirler, kaba, nobran davranışlar sergilerler. Gönül yıkarlar, dost kaybederler, sevdiklerini üzerler. Sonunda da istedikleri neticeyi elde edemedikleri için gereksiz bir üzüntüye, mağlubiyet, mağduriyet psikolojisine kapılırlar. Aceleci ve sabırsızlar adeta huzur vermez, huzur bilmez kimselerdir. Neyse ki bu hal çözümsüz/aşılamaz değildir. Peki ya nasıl aşılabilir? Biraz bekleyin, sabırlı olun bakalım!

Dosya yazılarının devamı Genç Okur’un Nisan 2019 sayısında…