Eski Şiirimizin Kapısından Nasıl Girilir?

Genç Okur - Şiir Dersleri

Şiir Dersleri / Ali Sözer

 

Başlığa bakarak “Şiirin kapısı mı olur?” demeyin. Evet, şiirin de bir kapısı vardır. Öteden beri söylediğimiz gibi, şiirin bir dünyası vardır. Seslerle, manâlarla örülmüş, iç içe geçmiş, çok yönlü ve renkli bir dünyadır. Eğer bu dünyanın kapısından girememişseniz, şiir size çok karmaşık ve sıkıcı gelebilir. Hele bir de söz konusu şiir klasik şiirimiz ise…

Bundan bir asır önce klasik şiirimizle irtibatımız şimdiki gibi kopuk değildi. Her ne kadar dünya görüşü bakımından bir kopuş başlamışsa da bu şiirleri anlayabiliyor, kolayca kapısından içeri girebiliyorduk onların. Fakat İslâm alfabesinin ve hatta Arapça, Farsça derslerinin yasaklanması, medreselerin kapatılması, Dil Devrimi adı altında dilimizde bin yıldır kullanageldiğimiz kelimelerin lügatlerimizden çıkarılmaya çalışılması, yerine uydurukça bir dil türetilmeye girişilmesi ve topyekûn tarihimizin uzun yıllar kötülenmesi, eskiye dair her ne varsa dışlanması bizi bu günlere getirdi. Artık ecdadımızın yazdığı metinleri okuyamıyor, yazdıkları şiirleri anlayamıyoruz. Cihan devletleri kurmuş, üç kıtada at koşturmuş ecdadımız ile hemhal olamıyor, onlarla hasbihal edemiyoruz. Her ne hikmetse elin Avrupalı, Amerikalı, Rus veyahut Japon araştırmacıları, oryantalistleri bizim beğenmediğimiz, reddettiğimiz tarihimizi, kitaplarımızı araştırmaya, ülkelerinde bu alanlarda kürsüler kurup araştırmacılar yetiştirmeye devam ediyorlar.

Yazının devamı Genç Okur’un Mart 2019 sayısında…

Paylaş