Düşünürlüğü Çözük Kimselerden Olmayalım

Genç Okur - En Az Okunan Sayfa

Akıl, insana bahşedilmiş en büyük nimet. Sınırları var ama… Bu sınırlar akıl tarafından idrak edildiğinde kişi gerçekten akıllı sayılıyor. Mümin de böylesi kimselere deniyor.

Akıl bizi hem insan oluşumuza hem de kulluğumuza bağlayan kuvvetli bir bağdır. Onun örtülmesi kişiyi diğer organizmalarla eş değer kılacaktır. Bilinci kapalı olan bir kimseden herhangi bir insaniyet beklemek akla aykırıdır mesela. O durumdaki birini gördüğümüzde -Allah cümlemizi muhafaza etsin- içimiz acır, hemen duaya sarılırız. Kendisi için aklın geri gelmesinden, bilincin tekrar işlemesinden daha büyük bir nimet düşünemeyiz.

Aklın değeri bu denli ortadayken, insanoğlunun aklı örtmek için bunca çabaya girmesine ne dersiniz peki? Yalnızca nefes alan bir organizma olmaktan ürken insanın korkusuzca kendine savaş açmasına?

Bir insanın makineye bağımlı olarak hayatta kalması ne kadar üzücü ise, herhangi bir maddeyle hayatını bağlaması da o kadar üzücüdür. Bir madde, bir eşya, bir davranış ki aklın gerçek yapısını bozuyorsa insan için ondan daha şiddetli bir düşman yoktur!

Fakat anlayamıyoruz yine de. “Uyutun beni ey hekimler! Bağlayın makineye ve yalnızca aldığım nefesler kalsın bu dünyaya. Ben derin uykulara, dipsiz rüyalara dalmak istiyorum” diyebilir miyiz? Desek de bunu mantıklı bulan, bunda bir cazibe gören herhangi bir kimseye rastlayabilir miyiz? Uyutulan herkesin aynı durumda olacağını bilsek de buna güle oynaya katılabilir miyiz?

Aklımız bütün bu sorulara en şiddetlisinden “hayır” cevabını veriyor. Gelgelelim aynı gerekçelerle maddelere ve sanal âleme güle oynaya koşuyor. Galiba yaşadığımız hayat bizleri ‘düşünürlüğü çözük’ kimseler haline getirmeye başladı. Ne dersiniz?

 

Paylaş