Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Genç Okur - Kitap Kulübü

Kitap Kulübü / Mustafa Yıldız

Distopik kurmacalar arasında en çok dikkatimi çeken ve beğendiğim eserlerin başında gelir Fahrenheit 451. İçerisinde ciddi bir kaygıyı barındırır. Tarihe şahitlik eder. Geleceğe işaret eder. Herhangi bir rejimi eleştirmek yahut yüceltmek için yazılmamıştır. Temelinde kitap ve insan yer alır.

Eser, adını bir kâğıdın yanma derecesine (451 F°) işaretle almıştır. Ve kitapların yakıldığı distopik bir gelecekte geçen tuhaf bir hikâyeyi anlatmaktadır. Hikâyenin ana kahramanı bir itfaiyeci (fireman) olan Guy Montag… Yalnız o, yangınları söndüren değil kitapları yakan bir itfaiyecidir. Daha doğrusu bu meslek grubunun işi tam olarak budur. Anlaşılacağı üzere kitap okumak büyük bir suçtur. Ve bu suçu işleyen kim olursa olsun ağır bir biçimde cezalandırılacaktır. İnsanlar için tek gerçek ise ekranlardır. Kitap boyunca Montag’ın uyanış sürecini ve başına gelenleri heyecan içinde okuyacaksınız.

Ray Bradbury, kiralık bir daktiloyla ve bir apartmanın bodrum katında yazmaya başlamıştır bu eseri. Ve aşamalı olarak bir dergide tefrika ettirmiştir. Sonrasında ise yüzlerce hikâye, şiir ve senaryo kaleme almış ve edebiyat dünyasının önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Verdiği bir röportajda Hitler’in kitapları ve kütüphaneleri yaktırdığı görüntüleri izlediğinde nasıl da dehşete düştüğünü anlatıyor. İşte bu durum, böylesine kıymetli bir eseri kaleme almasına neden olmuş. Elbette o dönemde yavaş yavaş yaygınlaşan televizyon da…

Bugün artık dijital çağdayız. İşin aslı, basılı eserlerin hayatın dışına itilmesi için ciddi bir de uğraş var. Ekranın kitaplar kadar işlevsel olabileceği tezi sürekli dile getiriliyor. Ne dersiniz, farkında olmadan Fahrenheit 451 çağına geçmek için hep bir elden çabalıyor muyuz sanki inceden?

Yazının devamı Genç Okur’un Şubat 2019 sayısında…